10 March 2007

perde sektörü üzerine analiz : 2


Bugünlerde her parekendecinin dilinde 10 yıl önceki karlı dönemler var.

Bir 10 yıl önce arz’ın talepten daha fazla olmasından dolayı mal değerliydi.Bugün için ise talep doymuş , üretim şişmiştir.Üretim şişerken de Pazarı şekillendirip çeşitlilik yaratamamış , benzer tarzda üretim yaparak vurucu bir rekabet ortamı yaratmıştır. Yine bugünlerde, bu şikayetle birlikte her mağazanın camında kampanya yazıları giderek büyüyor.

Önümüzdeki dönemde riskli ortamın getirdiği bıçaksırtı durum malın değerini bir miktar dengeleyip yukarı çekecektir. Şu kısa dönemde ise her üretici ve toptancı bölge bazında çalışacağı parekendecileri belirleyerek daha uzun vadeli bir işbirliğinin temelleri atacaktır. Artık her parekendeci neyi ucuz bulursa satmaktan ziyade rengini belirleyecektir.Bunun dışında , kapıdan giren her satıcıdan 3-5 top ürün alan parekendeci belirli bir tarz oluşturamayacak , rotasını çizemeyecek ve rüzgara göre yelkenini açarak yönünü kaybedip büyüyemeyecektir.

Artık, alırken değil seçerken kazanıldığı bir döneme giriyoruz. Kazanmak artık malın arkasındaki markayı seçmek , tarz oluşturmak… Eski tarz yüksek kar marjlı satış cambazlığı uzun vadede kendi kendini yok edecek.

Müşteri Talebi

Müşteri talebine göre hareket etmek mantıklı gibi görünse de kısa vadeli bir tüccar yaklaşımıdır. Müşteri ihtiyaç duyduğu , gördüğü , duyduğu bir şeyi talep eder. Bu çoğu zaman biraz daha ucuz , biraz daha kaliteli bir modeldir. Sizin satışınızı ve çalışma tarzınızı ancak bir gömlek yukarı taşır. Müşteri kapınızdan içeri girdiği sürece oluşan bir hazır talebe cevap veren basit bir satış sürecidir. Oysa bugünün sihirli sözcüğü talebe yanıt veremek değil talebi yönetebilmektir.

Türkiye’deki tekstil sektörü bugüne kadar talebe cevap veren bir mantıkla Avrupa’nın fasoncusu gibi çalıştı. Avrupa ise talep yaratıp , modayı yönlendirebildi , trend yaratabildi ve kendi markalarını oluşturdu. Bugün için Türkiye’yi fasoncu konumuna sokan koşullar da ortadan kalkmış görünüyor. Ucuz işgücünün getirdiği üretim avantajı Uzakdoğu ülkelerinde artık daha uygun.

Bugüne kadar ki alışverişlerde parekendecinin gündemini ucuz mal , daha uzun vade gibi konular oluşturdu. Bundan sonra ise marka , kaliteli hizmet , yeni trendler , tüketim değerleri gibi konular oluşturacak. Bugüne kadar yapılan Pazar satışının daha modern bir yapıda gerçekleştirilmesiydi ; artık yeni bir strateji dönemine girdik. Parekendeci artık şu soruları soracak : hangi seğment müşteriyi hedefliyorum , nasıl bir değer oluşturacağım , nasıl farklılaşacağım, tarzım ne …

bir kıyaslama …

Basit bir 3’ü bir arada kahve poşedi her bakkalda 3 kuruştır. Starbucks kafe ise bu 3 kuruş kahve poşetindeki kahveyi kendi mağazasında 14 ytl ye satar. Bu mağaza konseptinin , sunduğu hizmetin , marka değerinin ürün üzerine eklediği artı fiyattır. Çözüm 3 kuruşluk kahveyi mağaza camınıza 2 kuruş olarak yazıp kampanya yapmak değil , böyle bir hizmet ile değerini arttırmaktır. Starbucks kafe Taksimin göbeğindeki bir mağazaya 5 trilyon hava parası ödeyerek devir aldı.Bu hizmetin ettiği değerdir. Bursa’da üretim yapan 20 tane makinası olan orta çaplı bir üretim tesisini bu paranın yarısına dahi satamazsınız. Bu da salt üretimin yüküdür.

TwitterTakip

1 comment:

Anonymous said...

Arzın talepten fazla olmasıyla degil talebin arzdan fazla olmasıyla mal degerli olur. Ilk cumlenizi duzeltmenizi oneririm

free web site hit counters

Image Hosted by ImageShack.us
 
Image Hosted by ImageShack.us