22 October 2006

Kronik işsizlik ve toplumsal refleks


1987 Amerikan borsasının çöküşü , 1990 lardaki resesyon , körfez savaşı sırasındaki savaş ve ölüm durumu ve nihayet 11 Eylül saldırıları Amerikada millet bilincini oluşturan dönemeçlerdir. Bu kriz ortamları bireyin yaşam çizgisinin pek de öyle rasyonel bir çizgide olmadığını , tamamen kontrol edilemediğini gösterdi ve belki de ilk defa bu kültürde altta kalana el uzatıldı. Ben kimim ve bu yarışta neredeyim sorusu, bir kimlik sorgulamasına dönüşerek biz bilincinin kökleri atıldı.

Gelişmiş ülkelerde krizler toplumların frene basmasına neden olurken, gelişmemiş ülkelerdeki kriz ortamı farklı dinamikleri tetikler. Ülkemizde ne zaman bir kriz yaşansa toplumun daha muhafazakar ve milliyetçi bir yöne doğru kaydığını görürsünüz. Kriz yeni bir sorgulamaya yol açmaz, varolan tanımların daha da derinleşip , efsanevi bir hal almasına yol açar. Gelişmemiş ülkedeki yetkin olmayan insan kaynaklarının bilinmeyene karşı verdiği içe kapanma tepkisidir bu.

Uzun süredir ülke gündeminde işsizliğin kronik bir hal aldığı , devamlı bir kriz halinin olduğu söyleniyor. Firmalar ise nitelikli , üretebilen insan bulamamaktan şikayetçi. İnsan kaynakları doğru yönetilmemiş bir toplumun bu işsizliğe karşı suçlayıcı , içe kapanmacı ve kaderci tavrı ise durumu daha kronik bir hale sokup enflasyondan sonra yeni bir işsizlik canavarı yaratıyor. İşsizlik ve çalışmamak meşrulaşıyor , yeni bir arayışın ve kendini yeniden tanımlayıp geliştirmenin önü tıkanıyor.

Bu kriz kimileri için iş hayatındaki süreçleri daha hızlı tecrübe edip olgunlaşabileceği bir fırsat iken , kimileri için daha alt kültürde kaderci bir dünya olacaktır

TwitterTakip

1 comment:

Anonymous said...

çok makro , matematiksel bir yaklaşım ,

daha mikro boyutta bir şey yapamayacak , koşulları farklı insanlar var ,,,

free web site hit counters

Image Hosted by ImageShack.us
 
Image Hosted by ImageShack.us